"Bir müşteri barda oturuyor, viskisini yudumluyormuş. Bir maymun tezgahın üzerinde dans ede ede müşterinin bardağına yanaşmış, taşaklarını bardağın içinde yıkamış ve dans etmeye devam edip uzaklaşmış. Şaşkınlıktan tepesi atan müşteri bir bardak viski daha sipariş etmiş. Ama maymun yine dans ede ede gelip aynısını yapmış. Küplere binmiş müşteri barmene "Bu maymunun taşaklarını benim viskimin içinde niye yıkadığını biliyor musun?" diye sormuş. Barınense "vallahi hiçbir fikrim yok, çingeneye sor, o her şeyi bilir!" diye cevap vermiş. Müşteri, barın içinde bir oraya bir buraya dolanan, kemanı ve şarkılarıyla misafirleri eğlendiren çingeneye dönüp sormuş: "Bu maymunun taşaklarını benim viskimin içinde niye yıkadığını biliyor musun?" Çingene ona sakince "tabii ki biliyorum," diye cevap verip hüzünlü bir melankolik şarkı çalmaya başlamış: "Ah bu maymun taşaklarını benim viskimin içinde niye yıkıyor, ah niye ... " Çingene müzisyenler yüzlerce şarkı bilir ve müşterilerin isteği üzerine bunları çalar ya, işte bu çingene müzisyen de müşterinin sorusunu viski içinde taşaklarını yıkayan bir maymun hakkında bir şarkı çalma dileği diye anlamıştır."
En saf haliyle ideolojinin şiiridir bu. Aslına bakarsanız siyasi bir ideoloji peşinde koşanlar için her soruya muhakkak bir cevap vardır. "Bilmiyorum" kelimesi haricinde her şeyi bilen bu ideoloji tutkunları yukarıdaki fıkrada yer alan müzisyen çingene gibidir. Her soruya bir cevap verirler fakat soruyu soran kişi asla istediği cevabı almaz.
Fakir Cümleler
Kişisel Bi'şeyler Bi'şeyler
3 Haz 2015
24 Nis 2015
Dertlerin Üst Üste Gelmesi
Ruhum çok çabuk sıkılıyor. Göğüs kafesimdeki ağırlık gitmeden
üzerine yeni ağırlıklar geliyor. Nefes aldıkça daha çok etkisini
gösteriyor. Bir derdime bitti diyemeden bir başka dert uç uca ekleniyor
bir ip gibi. Defalarca tur atıyor boğazıma düğümlenirken. Dua edemiyorum
ya da ettiğim duanın yeterli gelmediğine kanaat getiriyorum. Bir
yerlerde hata var. Dünyada yaşamak başlı başına bir dert iken insanların
da önünüze getirip koyduğu engeller, bize doğrultulan lanet olası ego
silahlarıyla göğsümüze saplanan kibir mermileri de eklenince ızdıraba el
sallıyoruz.
İnsanları memnun edebilecek bir düzen kurulmuyor. En temiz sandığımız o yeni açılan beyaz sayfaların bile kararması bir lahzadan uzun sürmüyor. Geri kalanı küfürlerle bezemek ise hiç zor değil. Aslında bir çok kez de “ne günah işledim” diye düşünmekle vakit harcıyoruz. Biliyoruz ki bazı günahlarımızın kefaretini böyle dert sahibi olarak dünyada ödüyoruz. Bu bir şükür meselesidir aslına bakarsak. Bu dünyada çile çekiyorsak muhakkak öbür tarafta bunun ferahlığını da yaşayacağız.
İnşirah Suresi geliyor dertlenince aklıma hemen ardından da Asr Suresi belki de bir sabır isteği. Tüm bu dertleri idrak ve buna göstermemiz gereken sabrı böyle talep ediyoruz. Her sıkıntıdan sonra bir ferahlık vardır. Ve sabrı tavsiye edenler zararda değildir. Yalnızız ve sabrı da kendimize biz tavsiye ediyoruz. Sabret bu da geçer.
Çok delice bir tavırla küfretme niyetindeydim yazıya başlamadan önce. Hala bir çıkış yolu aramaktayım. Bilmem nasıl geçecek ama elbet geçecek. Güldüğümüz, eğlendiğimiz ve mutluyum dediğimiz günler olmuştu. Yine olabilir. O yüzden ben bir karar almalıyım.
Dünya’nın akış hızını yakalamak mümkün değil. Ve biz ne kadar dünya-lık peşinde koşarsak koşalım bir adım yaklaşamıyoruz. Belli ki bunu yapmamalıyız. Bizim asıl koşmamız gereken yol ve istikamet Allah’a doğru olandır. Biz Allah’a doğru gidersek dünya şöyle diyecek “hey dostum burdayım bana doğru koşmalısın”
Baktık biz onun sesine kulak asmıyoruz. Dünya bu sefer bizi yakalamak için var gücüyle peşimizden koşacak. Belki içindeki o ızdırabı bir yerlerde düşürecek.
Kimsenin yarını garanti altında değil insanların dünyasında. Yarın biz de olmayabiliriz belki de onlar olmayabilir. Ama yine de bir dua etmeliyiz. Hem kendimize hem başkalarına. Hem de başkaları bize dua etmeli. Kötü şeylerin, kötü insanların, velhasılı kötülüğün bir sonu gelsin diye. Tüm kötü şeylerin sonu gelmeli.
İnsanları memnun edebilecek bir düzen kurulmuyor. En temiz sandığımız o yeni açılan beyaz sayfaların bile kararması bir lahzadan uzun sürmüyor. Geri kalanı küfürlerle bezemek ise hiç zor değil. Aslında bir çok kez de “ne günah işledim” diye düşünmekle vakit harcıyoruz. Biliyoruz ki bazı günahlarımızın kefaretini böyle dert sahibi olarak dünyada ödüyoruz. Bu bir şükür meselesidir aslına bakarsak. Bu dünyada çile çekiyorsak muhakkak öbür tarafta bunun ferahlığını da yaşayacağız.
İnşirah Suresi geliyor dertlenince aklıma hemen ardından da Asr Suresi belki de bir sabır isteği. Tüm bu dertleri idrak ve buna göstermemiz gereken sabrı böyle talep ediyoruz. Her sıkıntıdan sonra bir ferahlık vardır. Ve sabrı tavsiye edenler zararda değildir. Yalnızız ve sabrı da kendimize biz tavsiye ediyoruz. Sabret bu da geçer.
Çok delice bir tavırla küfretme niyetindeydim yazıya başlamadan önce. Hala bir çıkış yolu aramaktayım. Bilmem nasıl geçecek ama elbet geçecek. Güldüğümüz, eğlendiğimiz ve mutluyum dediğimiz günler olmuştu. Yine olabilir. O yüzden ben bir karar almalıyım.
Dünya’nın akış hızını yakalamak mümkün değil. Ve biz ne kadar dünya-lık peşinde koşarsak koşalım bir adım yaklaşamıyoruz. Belli ki bunu yapmamalıyız. Bizim asıl koşmamız gereken yol ve istikamet Allah’a doğru olandır. Biz Allah’a doğru gidersek dünya şöyle diyecek “hey dostum burdayım bana doğru koşmalısın”
Baktık biz onun sesine kulak asmıyoruz. Dünya bu sefer bizi yakalamak için var gücüyle peşimizden koşacak. Belki içindeki o ızdırabı bir yerlerde düşürecek.
Kimsenin yarını garanti altında değil insanların dünyasında. Yarın biz de olmayabiliriz belki de onlar olmayabilir. Ama yine de bir dua etmeliyiz. Hem kendimize hem başkalarına. Hem de başkaları bize dua etmeli. Kötü şeylerin, kötü insanların, velhasılı kötülüğün bir sonu gelsin diye. Tüm kötü şeylerin sonu gelmeli.
19 Kas 2013
Patronunu döven suriyeli haberi hakkında
"patronunu döven suriyeli haberi" bir haber verme amacı güdülmediğini apaçık gözler önüne seriyor. bu haberden yapılan çıkarımın; "suriyeliler kötüdür, besle kargayı oysun gözünü" gibi bir düşünce olması muhtemeldir. iyi bir insandır veya kötü bir insandır, her şeye rağmen vatanından kopmuş, kurşun ile ölmeyi hak etmeyen bir insandır.
bu konuda şöyle bir fikrim var. bizim ülkemizde de kötü insanlar var. savaş çıksa ve yunanistan bize sahip çıksa şöyle bir söz mü kullanacak? " aranızdan sadece iyi olan insanlar gelsin" hayır elbette bunu demek insanca bir şey değildir.
burada suriyeli adam kötüdür demiyorum. bu adam belli ki çalışıyordu ve patronu ile olan bir mevzu yüzünden kavga etmiş olabilirler. tüm detayları bilmeden işte suriyeliler böyledir demek yamyamlığında bulunmak gerçekten türk milletinin yapacağı bir şey değildir. asgari ücretin onda birini vermeden çalıştırıyordu muhtemelen.
o insanların ne kadar zor durumda olduğunu anlamayacak kadar ahmak bir insan elbette böyle "suriyeliler kötüdür" deyip hükümetin yaptığı bu iyiliği (türk milletinin iyiliği) karalamaya çalışır.
yazıklar olsun orantısız çalışan beyninize.
bu konuda şöyle bir fikrim var. bizim ülkemizde de kötü insanlar var. savaş çıksa ve yunanistan bize sahip çıksa şöyle bir söz mü kullanacak? " aranızdan sadece iyi olan insanlar gelsin" hayır elbette bunu demek insanca bir şey değildir.
burada suriyeli adam kötüdür demiyorum. bu adam belli ki çalışıyordu ve patronu ile olan bir mevzu yüzünden kavga etmiş olabilirler. tüm detayları bilmeden işte suriyeliler böyledir demek yamyamlığında bulunmak gerçekten türk milletinin yapacağı bir şey değildir. asgari ücretin onda birini vermeden çalıştırıyordu muhtemelen.
o insanların ne kadar zor durumda olduğunu anlamayacak kadar ahmak bir insan elbette böyle "suriyeliler kötüdür" deyip hükümetin yaptığı bu iyiliği (türk milletinin iyiliği) karalamaya çalışır.
yazıklar olsun orantısız çalışan beyninize.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)