"patronunu döven suriyeli haberi" bir haber verme amacı güdülmediğini apaçık gözler önüne seriyor. bu haberden yapılan çıkarımın; "suriyeliler kötüdür, besle kargayı oysun gözünü" gibi bir düşünce olması muhtemeldir. iyi bir insandır veya kötü bir insandır, her şeye rağmen vatanından kopmuş, kurşun ile ölmeyi hak etmeyen bir insandır.
bu konuda şöyle bir fikrim var. bizim ülkemizde de kötü insanlar var. savaş çıksa ve yunanistan bize sahip çıksa şöyle bir söz mü kullanacak? " aranızdan sadece iyi olan insanlar gelsin" hayır elbette bunu demek insanca bir şey değildir.
burada suriyeli adam kötüdür demiyorum. bu adam belli ki çalışıyordu ve patronu ile olan bir mevzu yüzünden kavga etmiş olabilirler. tüm detayları bilmeden işte suriyeliler böyledir demek yamyamlığında bulunmak gerçekten türk milletinin yapacağı bir şey değildir. asgari ücretin onda birini vermeden çalıştırıyordu muhtemelen.
o insanların ne kadar zor durumda olduğunu anlamayacak kadar ahmak bir insan elbette böyle "suriyeliler kötüdür" deyip hükümetin yaptığı bu iyiliği (türk milletinin iyiliği) karalamaya çalışır.
yazıklar olsun orantısız çalışan beyninize.
19 Kas 2013
30 Ağu 2013
Depresyondan Kurtulmanın En Alternatif Yolu
bir adet smith&wesson altıpatlar satın alın. evinizin zaten temizlenmesi gereken herhangi bir yerine geçin ve bir sandalyeye oturun. derin nefes alın.
-silahın içine 6 adet mermi koyun.
-yuvarlak olan bölmesini döndürün. bu hoşunuza gidecektir.
-tek elle şrrak diye kapatın. bu daha çok hoşunuza gidecektir.
-silahı sağ elinize alıp şakaklarınıza hafifçe değdirin. bir soğukluk hissedeceksiniz. bu sizi rahatlatır.
-kafanıza 5 el ateş edin.
-silahınızda bir kurşun kalacak. depresyon kapıya doğru kaçacaktır. onu sırtından vurup. astalavista bebeğim diyebilirsiniz.
-silahın içine 6 adet mermi koyun.
-yuvarlak olan bölmesini döndürün. bu hoşunuza gidecektir.
-tek elle şrrak diye kapatın. bu daha çok hoşunuza gidecektir.
-silahı sağ elinize alıp şakaklarınıza hafifçe değdirin. bir soğukluk hissedeceksiniz. bu sizi rahatlatır.
-kafanıza 5 el ateş edin.
-silahınızda bir kurşun kalacak. depresyon kapıya doğru kaçacaktır. onu sırtından vurup. astalavista bebeğim diyebilirsiniz.
27 Ağu 2013
Dizimag Hesabım Kapandı
Dizimag yabancı dizi izlemek isteyenler için muhteşem bir çalışma ile hazırlanmış bir internet sitesi. Kesinlikle bu güne kadar bir çok arkadaşıma öneride bulunarak övdüğüm bir internet sitesi. Bu gün eve geldiğimde takip ettiğim dizilerden birini izleyecektim ve daha sonra işlerime bakacaktım. Fakat hesabımın kapatıldığını belirten bir bildirim ve sayfamda kuralların ve neden hesabımın kapatıldığını gösteren bir kaç cümle. Eski yorumlarımdan iki tanesi yüzünden kapatılmış.
Bu yorumlarım;
Spoiler desen değil,
Hakaret desen değil,
Altyazı ne zaman çıkacak? tarzında saçma sorulardan değil,
Hatta belirtilen kurallara aykırı herhangi birşey de değil.
Dizide gördüğüm bir güzellikten ötürü dizinin almış olduğu ödüllerin haklılığından bahsettim. Spoiler yoktu.
Muhtemelen bir kaç aptala neden spoiler veriyorsun dediğim için yorumlarım spamlandı ve hesap doğrudan uyarısız kapatıldı. Belki site yöneticilerinin bile bilmediği otomatik olarak yapılan birşeyden kapatılmıştır diyorum. Çünkü bir site bu kadar güzel tasarlanıp bu kadar güzel çalışılmasına rağmen ahmakça bir hesap kapatma işini onlar yapmış olamaz. Dediğim gibi muhtemelen otomatik bir kaç spam yiyince hesap kapatılıyor.
Fakat gönderilen maillere Twitter iletilerine pek aldırmıyorlar. Sitelere kayıt olurken ROBOT OLMADIĞINIZI KANITLAYIN diye düşülen notlar ve güvenlik numaralarını hatırlatıyor.
Dizimag yöneticileri sadece ROBOT olmadıklarını kanıtlamalılar. Bir gün alternatifleri çıktığı zaman insanlar oradan koşarak uzaklaşacaklardır.
Bütün dizi takip listem yok oldu. Ben bu listeyi elbette tekrar oluşturabilirim. Hatırlamadığım dizileri de izlemezsem hiç bir kaybım olmayacak. Dizimag bu tavrını bu saatten sonra değiştirse de değişen birşey olmayacak. Bu kadar mağdur edilen insanların ahını almış olduktan sonra daha da kendilerine sorun etmiyorlarsa bizler birşey kaybetmemiş olacağız.
Dizimag üye alımı şu an kapalı durumda. Ama açıldığı anda tekrar üye olacağım. çünkü alternatifleri yok. Ama ne yorum yaparım ne de altyazı değerlendirmesi. Teşekkür bile etmem. Reklamlara tıklamamak için elimden geleni de yaparım.
Bu yorumlarım;
Spoiler desen değil,
Hakaret desen değil,
Altyazı ne zaman çıkacak? tarzında saçma sorulardan değil,
Hatta belirtilen kurallara aykırı herhangi birşey de değil.
Dizide gördüğüm bir güzellikten ötürü dizinin almış olduğu ödüllerin haklılığından bahsettim. Spoiler yoktu.
Muhtemelen bir kaç aptala neden spoiler veriyorsun dediğim için yorumlarım spamlandı ve hesap doğrudan uyarısız kapatıldı. Belki site yöneticilerinin bile bilmediği otomatik olarak yapılan birşeyden kapatılmıştır diyorum. Çünkü bir site bu kadar güzel tasarlanıp bu kadar güzel çalışılmasına rağmen ahmakça bir hesap kapatma işini onlar yapmış olamaz. Dediğim gibi muhtemelen otomatik bir kaç spam yiyince hesap kapatılıyor.
Fakat gönderilen maillere Twitter iletilerine pek aldırmıyorlar. Sitelere kayıt olurken ROBOT OLMADIĞINIZI KANITLAYIN diye düşülen notlar ve güvenlik numaralarını hatırlatıyor.
Dizimag yöneticileri sadece ROBOT olmadıklarını kanıtlamalılar. Bir gün alternatifleri çıktığı zaman insanlar oradan koşarak uzaklaşacaklardır.
Bütün dizi takip listem yok oldu. Ben bu listeyi elbette tekrar oluşturabilirim. Hatırlamadığım dizileri de izlemezsem hiç bir kaybım olmayacak. Dizimag bu tavrını bu saatten sonra değiştirse de değişen birşey olmayacak. Bu kadar mağdur edilen insanların ahını almış olduktan sonra daha da kendilerine sorun etmiyorlarsa bizler birşey kaybetmemiş olacağız.
Dizimag üye alımı şu an kapalı durumda. Ama açıldığı anda tekrar üye olacağım. çünkü alternatifleri yok. Ama ne yorum yaparım ne de altyazı değerlendirmesi. Teşekkür bile etmem. Reklamlara tıklamamak için elimden geleni de yaparım.
22 Tem 2013
Biliyorum
Biliyorum!
Sana âşık olmak
İdamın yasal bir hâli
Dudaklarından yağan her cümlenin altında
Sırılsıklam oluyorum..
Yine de ağrılarımı dindirirsin diye
Umutla karıştırıp
Aç karnına intihar yutuyorum…
Biliyorum
Sana aşık olmak ne demek
oluyorum
bile
bile
...
(11 Temmuz 2011)
Yatmadan önce ne saçmalasam bu gece
..::SON::..Belki en baştan anlatmak lazım, ama ile başlayan cümleler gelişme bölümünde olsa da..
Ama başını ben çektim bu acının, ortasını da, sonunu..!
'Son' mutlu biten filmlerin karanlık ekranına yazılan üç beyaz harf.. Filmler neden mutlu sonla biter şimdi farkettim bunu sanırım. Son ancak mutlulukta var sanki. Sanki mutsuzluk son nefese kadar götürür bizi kucağında... Devire devire geçerken yılları, diye düşünürken bakmadık ardımıza. Oysa ki devire devire değil geçen yıllar. Ne varsa ardımızda kalan dimdik ayakta. Biz devrile devrile giderken bakmadık yârin gözlerinden başka bir yana... Sandık ki gökyüzü, kandık ki deniz, yandık ki ateş, söndük ki kül.. Yani sonu yok be.. Yok çaresi.. "Sevmez olaydım"lar da kurtarmaz ki şimdi. derinden bir of çekip, sevmez olaydım desem, boş odanın duvarına çarpar sesim.
Yine de eskisinden daha iyiyim. Birdaha seni göremeyeceğimin garantisi ömür boyu, bende bıraktığın tamiri mümkün olmayan hasar gibi... Ömür boyu..
Ne ki ömrümüzün boyu.. Sen, de altmış, ben inat edeyim yetmiş, sen derdime dert kat, elli sene... Neresinden bakarsak bakalım Takdir-i İlahi... Bakalım daha ne kadar özlerim seni...
Eskiden ne güzel yazardım. Şimdi ne başı ne ortası ne sonu belli yazdıklarımın. Ne yazacağımı bilmeden yazıyorum bu gece..
Unutmuşum
yazmayı,
yazmayı,
Benim aklıma gözlerin geldi bu gece be... Ne saçmaladım ki yine.. uyuyunca unuturum nasılsa...SON..(1 Mart 2011)
Ama başını ben çektim bu acının, ortasını da, sonunu..!
'Son' mutlu biten filmlerin karanlık ekranına yazılan üç beyaz harf.. Filmler neden mutlu sonla biter şimdi farkettim bunu sanırım. Son ancak mutlulukta var sanki. Sanki mutsuzluk son nefese kadar götürür bizi kucağında... Devire devire geçerken yılları, diye düşünürken bakmadık ardımıza. Oysa ki devire devire değil geçen yıllar. Ne varsa ardımızda kalan dimdik ayakta. Biz devrile devrile giderken bakmadık yârin gözlerinden başka bir yana... Sandık ki gökyüzü, kandık ki deniz, yandık ki ateş, söndük ki kül.. Yani sonu yok be.. Yok çaresi.. "Sevmez olaydım"lar da kurtarmaz ki şimdi. derinden bir of çekip, sevmez olaydım desem, boş odanın duvarına çarpar sesim.
Yine de eskisinden daha iyiyim. Birdaha seni göremeyeceğimin garantisi ömür boyu, bende bıraktığın tamiri mümkün olmayan hasar gibi... Ömür boyu..
Ne ki ömrümüzün boyu.. Sen, de altmış, ben inat edeyim yetmiş, sen derdime dert kat, elli sene... Neresinden bakarsak bakalım Takdir-i İlahi... Bakalım daha ne kadar özlerim seni...
Eskiden ne güzel yazardım. Şimdi ne başı ne ortası ne sonu belli yazdıklarımın. Ne yazacağımı bilmeden yazıyorum bu gece..
Unutmuşum
yazmayı,
yazmayı,
Benim aklıma gözlerin geldi bu gece be... Ne saçmaladım ki yine.. uyuyunca unuturum nasılsa...SON..(1 Mart 2011)
Yarım Yüzyıl'a Dair
50 yılın diğer adı yarım yüzyıldır. Kimse de aksini söylememiştir. Fakat bilenler bilir. Elli yıldan uzundur yarım yüzyıl yazılış ve yaşanış itibariyle.
Yaşıma bakıyorum ki kaldıysa kalanında yarım yüzyıl ki sanmıyorum da hadi o kadar var daha diyelim. Gelelim en sonuna.
En Son...
Nasıl da birikmiş özlemin...
Ortalar...
Hep içime atamam ki... Arada bir sesli sesli hatırlar uzunundan bir oooof çekerim ( Af Yâ Rabbi).. Yaşayanlar bilir neler hissedeceğimi, nasıl yaşayacağımı.
Şimdi...
Şimdi duvarımdaki isminin üzerine boya çeksem, kalır köydeki ağaca kazınmış yazı. Yaksam ağacı...
Kalır kucağında kalmış çocukluğumun değerli hediyesi.
İntiharın eşiğine takıldı topuklarım az önce. ( Senden mi uzaklaşıyorum)
Ve elimde, sıra sıra dizdiğim sana dair kelamlarımın ipi koptu döküldü yerlere.
Bulamadım güzellerini.
Şimdi sorsan gözlerinin şey rengini.. İşte şey. işte...
Şeyyy,
geri dönüşünün umudu da düşmüş cebimden...
Şimdi hiç dönmezsin işte...
Ben nasıl hayal kuracağım...
En Son...
O gün gelmek gelirse içinden,
Toprağıma çarpar dudakların... (29 Mart 2011)
Yaşıma bakıyorum ki kaldıysa kalanında yarım yüzyıl ki sanmıyorum da hadi o kadar var daha diyelim. Gelelim en sonuna.
En Son...
Nasıl da birikmiş özlemin...
Ortalar...
Hep içime atamam ki... Arada bir sesli sesli hatırlar uzunundan bir oooof çekerim ( Af Yâ Rabbi).. Yaşayanlar bilir neler hissedeceğimi, nasıl yaşayacağımı.
Şimdi...
Şimdi duvarımdaki isminin üzerine boya çeksem, kalır köydeki ağaca kazınmış yazı. Yaksam ağacı...
Kalır kucağında kalmış çocukluğumun değerli hediyesi.
İntiharın eşiğine takıldı topuklarım az önce. ( Senden mi uzaklaşıyorum)
Ve elimde, sıra sıra dizdiğim sana dair kelamlarımın ipi koptu döküldü yerlere.
Bulamadım güzellerini.
Şimdi sorsan gözlerinin şey rengini.. İşte şey. işte...
Şeyyy,
geri dönüşünün umudu da düşmüş cebimden...
Şimdi hiç dönmezsin işte...
Ben nasıl hayal kuracağım...
En Son...
O gün gelmek gelirse içinden,
Toprağıma çarpar dudakların... (29 Mart 2011)
Öyle bir gel ki
Benim bile bilmediğim zamanlardan kalan
Eski bir âşık
-Tanıdık
Eski bir aşk
-Ayırıp savuran, avutan,
Anlaşılır gidişinin kokusundan…
Ve ben…
-Aynı yere savrulan,
Bir mevtanın ardından sızlanır gibi…
Ve sen…
Beni hiç mi özlemedin?
Çağır!
İçimi çeke çeke geleyim.
Kırağı düşmüş yüreğimle..
Yada
Gel bir seher vakti
Emsalsiz bir eda ile gel..
Aynı
Bir daha gitmeyecekmiş gibi.
Ben
Tam keder vaktindeyken...
(2 Mayıs 2011- Pazartesi )
(2 Mayıs 2011- Pazartesi )
18 Tem 2013
Tahammülsüzler Yurdu
Bir zamanlar şehirler arası otobüslerde sigara içilir ve koltukların arkasında bulunan küllükte söndürülürdü. Sigara içen yolcular gömlek ceplerinden maltepe paketlerini çıkarırlar ve baş parmağıyla paketin dibine vurur, çıkan sigarayı yanında oturan kişiye ikram ederdi. Yollar uzundu ve mola verecek yerler olmazdı bir çok yolda. Ve muhabbetsiz yolculuk çekilmezdi. Böyle yolculuklarda sigara içmeyen insanların durumdan gayet memnun tavırlarına aldanmak mümkündü. Halbuki onlar da muhakkak rahatsız oluyorlardı sigara dumanından. Peki neden ses çıkarmıyorlardı?
Şimdi otobüs ya da minübüslere bindiğinizde cam kenarına oturmuş sıra sıra insan görebiliyorsunuz. Kimse cam kenarına bayılmıyor. Otobüs konserve gibi olduğunda yer ayırt etmeden otururlar. İnsanlar birbirinden çekiniyor. Herkesin gözünde hırsız- gaspçı- sapık görünmeniz mümkün. Yaşlılara ve çocuklu olanlara yer vermeme konusundan hiç bahsetmiyorum. Biz de o insanlara tahammül edemiyoruz.
Hepimizde bir tahammül edememe sorunu var. Sevmediğimiz şarkıları bile dinlemek bile sinirlendiriyor. Okul kantininde müzik kutusunun fişini çekenler bile görmüştüm. Sokakta yürürken, sigara içen birinin dumanı hafifçe üzerine geldiğinde adamın arkasından demediği kalmayan insanlar görebilirsiniz. Bu insanların ölmesini, kanser olmasını ve çile çekmesini çok isteyen insanlar görebilirsiniz.
Ne oldu da biz bu kadar tahammülsüz bir millete dönüştük. Sigara sadece bir örnek. bir çok konuda böyleyiz. Tüm insanlar bizi rahatsız eden özelliklerinden arınmakla yükümlü mü olmalıdır? Hoşgörü dersleri mi verilmeli okullarda?
Ben çok küfrediyorum böyle insanlara.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
